Yaman Dede
" Bir serencâm-ı hazînim ki serâpâ hasretim "
Yahya Kemal Beyatlı onu bir beytinde şöyle tanıtır:
“Yüz sürdü hâk-i pâyine çok Müslüman dede
Mollâ-yı Rûm görmedi senden Yaman Dede.”
1877 yılında Kayseri’nin Talas ilçesinde dünyaya gelen ermeni asıllı Dyamandi daha çocukluk döneminde İslam’a ilgi duymaya başlar. Bir gayrimüslim olsa da hocalarından rica eder, din derslerinde sınıftan çıkmayıp İslâm’a ait bilgiler dinler ve kendi tâbiriyle daha bu dönemlerinde “yanmaya” başlar. İsminin ermenice mânâsı da “elmas” olan Dyamandi, sanki bu mânâya uygun hâle gelmenin yollarını arıyordu. Okumak için geldiği İstanbul’un mânevî havası, tanıştığı muhterem şahsiyetler onun gönlündeki ateşin daha da artmasına vesile olur. İçindeki çağlayanları daha fazla saklayamayıp 1942’de Müslüman olduğunu açıklar.
Şöyle der: “Hidâyet nurunun alevden damlalar halinde gönlüme akması, şahlar güzelinin (Mevlana) tatlı ve mübarek ismini işittiğim andan itibaren başladı. Merhum Kayserili Ahmet Remzi Dede’den Mesnevi okudum. Ufkum son derece genişledi. İmanım da o nispette kuvvetlendi. Koca Mevlana’nın büyüklüğü karşısında ürpermeye başladım. Mesnevi’nin görebildiğim derinlikleri karşısında gözüm kararıyor, korkuya benzer hisler bütün benliğimi kaplıyordu. Bütün derinliğini görmemin imkânı yoktu. Mesnevi’yi bitirdim, daha doğrusu Mesnevi beni bitirdi. Her zerremde aşkın alevleri çıkmaya başlamıştı. Hidayete doğru deyişim şunun için pek yerindedir. Hidayetin dereceleri vardır. Kelime-i Şehadet’in gönülden söylenmesiyle iman ve İslâm tahakkuk eder. Fakat bununla hidayetin son mertebesine, iman kuvvetinin pek yüksek derecelerine erişmiş olur muyuz? Elbette olamayız. Bunun içindir ki, ‘Nasıl Müslüman oldum?’ sorusunu şöylece tamamlamak lâzım: “Nasıl Müslüman oldum ve olmaktayım?”
Yaman Dede, 3 Mayıs 1962 Perşembe günü Hakk’a kavuşur. Anadolu’da yangını âşikâr olmuş ve olmamış nice Dyamandi (Yaman Dedeler) var. Ruhları şad olsun.
GAZEL
Gönül hûn oldu şevkinden boyandım yâ Resûlallâh
Nasıl bilmem bu nîrâna dayandım yâ Resûlallâh
Ezel bezminde bir dinmez figândım yâ Resûlallâh
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh
Yanan kalbe devâsın sen, bulunmaz bir şifâsın sen
Muazzam bir sehâsın sen, dilersen reh-nümâsın sen
Habîb-i Kibriyâsın sen, Muhammed Mustafâ’sın sen
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh
Gül açmaz, çağlayan akmaz, İlâhî nûrun olmazsa
Söner âlem, nefes kalmaz, felek manzûrun olmazsa
Firâk ağlar, visâl ağlar, ezel mestûrun olmazsa
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh
Erir cânlar o gül-bûy-ı revân-bahşın hevâsından
Güneş titrer, yanar dîdârının, bak, ihtirâsından
Perîşân bir niyâz inler hayâtın müntehâsından
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh
Susuz kalsam, yanan çöllerde cân versem elem duymam
Yanardağlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam
Alevler yağsa göklerden ve ben messeylesem duymam
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh
Ne devletdir yumup aşkınla göz, râhında cân vermek
Nasîb olmaz mı Sultânım haremgâhında cân vermek
Sönerken gözlerim âsân olur âhında cân vermek
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh
Boynu büktüm, perîşânım, bu derdin sende tedbîri
Lebim kavruldu âteşden döner pâyinde tezkîri
Ne dem gönlüm murâd eylerse taltîf eyle Kıtmîr’i
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh
Yaman Dede
Not: Allah Dostları (Hilyetül Evliya) isimli kitaptan ve www.umutrehberi.com sitesinden alıntıdır.
Yorum yaz!:: Arkadaşına Gönder!
Yazan: gaznelimahmut Konu: Başlıksız Yorum Tarih: 2006-03-22 14:24:18 allah razi olsun
Bağlantı