Sonsuz ve Sınırı Belirsiz
Rene Guenon'nun da sık sık belirttiği gibi (1) modern bilimler aslında geleneksel bilimlerin tahrife uğramış kalıntılarından başka birşey değildir. Bir çok kimse matematiği bunun dışında tutmuş matematiğin soyut yapsından hareketle kadim bilimlerden en geniş manada izler taşıdığından bahsetmişlerdir. Fakat bu bir aldatmacadan başka birşey değil. Şimdiki matematik her ne kadar kendini biraz olsun geleneksel kutsal bilimlere (scentia sacra) yaklaştırmışsada temelindeki modern yozlaştırmadan dolayı kutsal bilimlere taban tabana zıttır.
Harfler seslerin elbisesidir derler. Aynen bunun gibi sayıların elbisesi de rakamlardır. Peki sayıların vücudu nedir? Geleneksel bilime göre her sayı bir şekil ile ifade edilir. Bu hiyeroglif şekller zamanla bozularak şimdiki bildiğimiz rakamlara dönüşmüştür. Sayı aslında bir işlemler yığınını ifade etmez. Modern bilim gibi tamamen ampirik kökenli değildir. Sayı bir gerçekliği hakikati ifade aracıdır. Bütün "simgeler" gibi sayılarda söz ile ifade edilemeyen "Hakikat" in şekillerle akla yaklaştırılmasını sağlar. Her harfin ilahi bir kökeni olduğu gibi her rakamsal seklinde ilahi bir kökeni vardır.. Bunlar rastgele oluşturulmuş bir şekiller yığını değildir. Her harf ve şekil bir gerçekliği bir varoluş düzeyini temsil eder. Görünen alemden varlığın mana boyutlarına bir işarettir.
Matematiksel manada "sonsuz" diye ifade edilen şey aslında gerçek sonsuzu göstermez. Bu sadece "sınırı belirsiz"dir.. Sonsuzu ifade eden matematiksel şeklinde gösterdiği gibi.. Sonu belirsiz sonlunun sınırlının uzatılmış genişletilmiş halinden başka bir şey değildir. Bu mantığa göre her n sayısından daha büyük bir n+1 sayısı vardır. Bu yanlış belirleme modern insanların zihninde şu soruyu doğurmuş :" Tanrı kendinden daha büyük bir şey yaratabilir mi?" Bu kadar mantıksız ve soranın akli melekelerinden şüphe edilecek bir soru böylece mantık kisvesine bürünmüş olur. Tüm modern zihniyet tamamen materyalist bir zihniyetle inşa edilmiş modern bilimlerin bir yansımasından başka bir şey değildir. Hiç alakasız gibi görünen bir bağ vardır bazen aralarında. Bu soruyu soran kimse sonsuzdan daha büyük bir şeyin olmasının saçmalığının asla farkına varamaz. Çünkü onun zihinsel yapısı tamamen modern matematiğin cürufu arasındadır. En tehlikesiz görülen modern bilimlerin en soyut ilmi matematiğin bile insan zihninde yaptığı bu onarılması zor tahrip diğer modern bilimlerin zihne yaptığı tesiri anlamada bir ölçü olabilir. Daha çocuk yaşlarda zihne uygulanan bu profan bombaların etkisi çok korkunç olur: Her şeyi anlayabileceğini zanneden ve fakat madde dışında her şeye gözleri kapalı bir mahluk.
Sonsuz kavramını tanımlamaya kalkışmak açıkça mantık dışı bir harekettir. Sonsuz adı üstünde hiç bir şey ile sınırlanamaz. Onu anlatmaya çalışan her tarif bir tahdid bir sınırlamadır ve bu haliyle sonsuzu anlatmaktan uzaktır. Ve gerçekte sonsuz varlığın dışında bir varlığın olması da akıl dışıdır çünkü başka bir varlık sonsuzun sınırlandırılmasından başka bir şey olamaz ve buda sonsuz kavramının yapısına terstir. "Var olan her şey O'nun gölgelerinin gölgelerinin gölgeleridir."
Sonsuzu modern matematiğin etkisi ile bir nicelik olarak kavramak onun arttırılabilir ve eksiltilebilir bir şey olmasını gerektirir. Bu ise Tanrı fikrinin modern insan zihninde sorgulanmasının asıl sebebidir. Fakat hakikatte "sonsuz" ne artar ne azalır. Bu "sınırı belirsiz" mantığı ile yıkanmış bir zihnin anlayamayacağı bir şey olsada. Bu yanlış tarifin sonunda matematikte sonsuzdan büyük sayılar kümesi bile icad edilmiştir . Hatta o kadar ki bir biri ile çakışmayan farklı sonsuzlar türetilmiştir.
(sıfırın ve sonsuzun sayı olmadığı , negatif sayıların mantıksızlığı)
1: Kadim Bilimler ve Bazı Modern Yanılgılar (Rene Guenon) - insan yayınları
Yorum yaz!:: Arkadaşına Gönder!
Yazan: isimsiz Konu: ... Tarih: 2006-10-28 23:33:06 "ehl-i sünnet inancında son derece pagan bir anlayış" pek hoş durmamış..
tenzih-teşbih anlayışı bir çok sorunu hallediyor.. ama bizim "zahiri ulemamız" teşbihi duyar duymaz küfre yolluyor.. kurandaki bir çok ayette ve hadislerde teşbih vardır ama bu kulağımızı hiç tırmalamıyor..allah'ın eli tabiri bize hiç yabancı gelmiyor.. ibni arabi ruyetullah dan bahsederken sanırım bir hadise gönderme yaparak Allah onların inandığı Rab suretinde görünmeyince onlar "Haşa sen bizim rabbimiz değilsin" demişler.. Görülme bir sınırlamadır evet.. ama biz herzaman rüyetullahı tarif ederken nasıl olacağını asla bilemiyeceğimiz bir şekilde diye bir cümle ile başlarız.. keyfiyeti bizce malum olmayan bir şekilde Allah bize görünecektir ve ben ve ehli sünnet inancında olanlar buna inanır.. "kulumun kalbine sığdım" ifadesi ne demektir???
Bağlantı
Yazan: rüştü hacıoğlu Konu: birde burdan bakınca... Tarih: 2006-10-28 14:08:14 modern zihin, mevcudu sonsuz olarak tanımlayıp ( durağan, sonsuz evren teorisi) bunun dışında bunu yaratmış olan varmı varsa bunun dışında nerede ikamet ediyor yada genişleyen evren teorisine göre, genişlemekte olan bu mevcut neyin içinde genişliyor sorusuna cevap arıyor aslında. buna verilmiş geleneksel cevapta bundan farklı değil aslında; o da herşey odur veya onun gölgesidir gibi ötekilerin ve kendilerinin bulamadığı ( ki bu mümkün değil; gazneli mahmud zamana değinmiş zaten ) cevabı makullemeye çalışıyor ki, geleneksel söylem taa tarihin başında bu cevabı vermiş olmasının ötesinde doğruluk bakımından önem ifade etmiyor kanımca. Şöyle anlaşılır bir örnek vermek istiyorum. Mesela ehli sünnet inancında Allah ın ahirette görüleceği gibi son derece pagan bir anlayış mevcut. Bu tamda yukarıda adı geçen imkansızlığın somut örneğidir. Hoş görmeye yeni bir anlam yükleyerek ( içkin, sezgisel bir görü vs.) hayaller meşrulaştırılabilir ama meşru olmazlar. Denklem mantığıyla bu iş çözümlenemez çünkü kulların böyle bir yüceliği anlamaları ancak indirgeme ile mümkündür bence bunun insan algısına indirgenmiş en anlaşılır hali asla anlayamayacağımız, sınırlı olduğumuz bilgisidir. bunu kabul etmek, kibirden arınmaya başlamanın ilk basamağıdır; aksi, zamanı bile izah edemeyecek zavallının zamanın sahibini tanımlama sınırlama çabasından başkası olmayacaktır. tarih denenmiş ve zandan başkasını önermemişleriyle dolu. muhiddin arabide bunlardan sadece biri. rasullerin getirdiklerine teslim olmak en akilane olanı kanımca. Ama bunu yaparken, bizim söylediklerimizde onların getirdiklerinden başkası değilki demek doğru olmaz; çünkü son Resulle beraber birde kitap, korunmuşluğu vaad edilmiş yeryüzüdeki yegane kitap ta mevcut olduğu için sağlamasını yapmamız hiçte zor olmayacaktır. kitaba dönüp yeniden yapabileceklerimizi öğrenip teslim olmaya çalışmak kurtuluşun yegane yolu kanımca. Gayb a taş atmakla varılacak yer, gaybın taşlanmasından ve daha derin buhranlara düçar olmaktan başkası olamayacaktır ey sınırlı hadli zavallı insan, teslim ol! diyor bir çağrı bizlere çünkü...dedimya buda başka pencere.. Allahu alem
Selamünaleyküm
Bağlantı
Yazan: Heartsmagic Konu: zaman Tarih: 2006-03-23 00:22:34 Öncelikle yazı son derece güzel olmuş, eline sağlık. Yazıyı okuyunca sonsuz için anlam verilemeyenlerin sanki "zaman" için de yaşandığı geldi aklıma. İnsanlar zaman kavramını anlamakta da güçlük çekiyorlar. Sabit şekilde ilerleyen bir şey gibi algılamak bana kalırsa yanlış. Zira ben ona yaratılmış bir mahluk gözüyle bakıyorum, zamanı gelince vazifesi bitecekve geldiği köşeye çekilecek. Bu durumda bizim "diğer taraf" için düşündüğümüz bir çok şey anlamsız kalacak zira zaman orda işini yapmıyor olacak.
Hülasa, zaman bir çoklarının anladaığı ya da düşündüğü gibi düz bir çizgi değil. Göreceli bir kavram, zamanında Einstein efendi ifade etmiş bunu.
Bilmem nereden geldi aklıma ama çağrışım oldu bir yerlerden sanırım.
Bağlantı
Yazan: gaznelimahmut Konu: Başlıksız Yorum Tarih: 2006-03-22 14:25:14 allah razi olsun yazilarinizdan faydalaniyoruz
Bağlantı