Sahilsiz Bir Umman
Ebul Ala Afifi ibni Arabi hakkında bazı hoş karşılanamaz şeyler der. R.Nicholson'un talebesinin ibni Arabi'yi anlamasını bekleyemeyiz. Tezi şöyledir: ibni Arabi bir çok boş işe yaramaz bilginin içine bazen bir iki cümle sokuşturmuş, savunduğu fikirleri ayet ve hadislerle desteklemeye çalışmış, naklen bir delil bulamadığı zamanlarda da keşfî olarak sahih olduğunu iddia ettiği hadisleri kaynak göstermiştir.
Bu tipik bir oryantalist bakış açısıdır ve ibni Arabiyi anlayıp anlatmaktan fersah fersah uzaktır. Öncelikle; ibni Arabi hazretleri dikkati dağıtacak bir çok bilgi arasına bazı cümleleri gizlemiştir, bu doğrudur, fakat bu "boş" bilgilerin konudan ne kadar ayrı olduğu tartışılır. Birazdan vereceğimiz örnekler hem bizi çok şaşırtacak hemde bunun gerçekten bu oryantalist kafaların dediği gibi olmadığını gösterecektir.
İkinci olarak; İslam'ın büyük bir evliyasına "sözlerinin doğruluğuna delil diye ayet ve hadisleri gösteriyor" demek tam bir cahilliktir. İbni Arabi ve diğer büyük ulemalar bir şeyler uydurup buna ayet ve hadislerden delil aramaz. Yaptıkları şey kendi ve ümmetin kurtuluşları için ayet ve hadisten anladıklarını açıklamaktır. Fakat belki ortaya koyuş şekli belki de muhatabının -bizim örneğimizdeki gibi- kifayetsizliği onun güya kendi sözlerine delil aradığı zannını doğurur. Söylenildiği gibi iş sadece bu büyük insanların bir nevi Kuran Tefsirine dayanır başka değil. Kuran ve Hadisi yorumlamışlardır. Ayet ve hadisleri anlamaya çalışmışlar ve bir ayeti anlamak için bazen günlerce o ayeti kendilerine vird yapmışlardır. Bu Kuran ile iç içe yaşamayan bir toplum için anlaşılması güç bir şeydir aslında. Onların ahlakı Kurandır.
İbni Arabinin Fütuhatı 560 babdan müteşekkildir. Her babın bir başlığı vardır ve bablar birbiri ile hiç alakasızmış gibi görünür. Sıradan bir okuyucu için (Afifi gibi) rasgele dizilmiş konulardır. Fakat işin aslı öyle değildir. İbni Arabi'nin bazı hakikatleri açıklamaktaki kıskançlığı göze çarpar. Ama hiç bir şey oryantalislerin sandığı gibi bir bilgi yığını değildir. Herşey bir anahtardır. Hazineye giden kapıları açacak anahtar. Her kelime bir anahtardır ve o kelimenin hakikatına vukufiyet kesbedene verilir.
"Molla Camî, Ubeydullah Ahrar'a Fütuhatın bazı parçalarında çözmekten aciz kaldığı müşkillerle karşılaştığını anlatır ve bu müşkillerin en ağırlarından birini arz eder. Ubeydullah Ahrar Camî'den elindeki Fütuhat nüshasını kapatmasını ister ve mukaddime kabilinden bazı izahlar yapar. Ardından "şimdi tekrar esere dönelim" der. Camî müşkil ibareleri tekrar okuduğunda metin ona artık tamamen açık gözükmektedir."(1)
İbni Arabi hazretlerin verdiği bazı bilgilere hiç bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Mesela harflerden bahsederken verdiği birtakım sayılar, felekler ile ilgili bir takım bilgiler, evliya makamları hakkında verdiği sayılar, menzillere tekabül eden ilimler... Bu konuda genel bir araştırma yoktur. Bunların basit bilgi yığınları olduğunu düşünmek cehalettir. İbni Arabi'nin talebeleri Konevi, Konevi'nin talebesi Cendî gibi bir çok alim bu konularda herhangi bir yorum yapmamıştır. Hatta Konevi Hazretlerinin üvey babası hakkındaki tek kitabı Fükuk'tur. O da çok küçük bir şerhtir.
Fütuhat'ta konuların dizilişi ve sırası hakkında Ekberi irfandan herhangi bir yorum gelmemiştir. Acaba bu alimler ehil olmayandan bir bilgi mi saklamıştır. Yoksa gerçekten bunun önemsiz olduğunu mu düşünmüştür? Fakat İbni Arabi şöyle der: "Ne bu kitabımı ne de diğerlerini başka kitapların yazıldığı gibi yazdım. Kitaplarımı müelliflerin mutat üsulunu izleyerek telif etmedim. Bu kitabın tek bir harfi bile yoktur ki ima-yı ilahi ile yazılmamış olsun."(1) Ve yine şer'i konulardan bahsederken daha sonraya yazdığı bir babın şimdi yazdığı babdan daha önce olması gerektiğini ama bunun kendi tercihi olmadığını tamamen ilahi bir tercih olduğunu söyler. Buradan Risale-i Nur'lar gibi Fütuhat'ında sıra ile yazılmadığını (Kuran'ın nüzulu gibi) anlayabiliriz. Aynı Kuran gibi Fütuhattada birbirinden bağımsız gibi görünen bölümler aslında birbirine bağlıdır.
"Sohbet ve yazılarımızda söylediğimiz her şey Kuran ve hazinelerinden kaynaklanmaktadır." der İbni Arabi.. Fütuhatın bablarının dizilişinde acaba Kuran surelerinin dizilişinin bir etkisi varmıdır?
Fütuhatın 22.babı Menziller hakkındadır. Ve aşağıda da söylenildiği gibi Futuhat'ın 114 babtan oluşan bir bölümü de menziller hakkındadır. Burda Menzil kelimesi inzal kökü esas alınırsa "inen sureleri" temsil etmektedir. Bu bapta bahsedilen menzillerden bazıları tasavvufi ıstılahlada olmayan makamları da içerir ve bu kafa karıştırır. Ama her menzilin bir sureye işaret ettiğini düşünürsek karışıklık ortadan kalkar.
Menzil-i istihbar; bir haber(soru) ile başlayan sureleri işaret eder. (gaşiye suresi gibi).
Menzil-i Hamd: Beş alt bölümden oluşan bu menzil, Elhamdulillah ile başlayan beş sureye işarettir.
Menzil-i Rumuz: Huruf-ı Mukatta ile başlayan bütün sureleri kapsar.
Menzil-i Dua: Nida ile başlayan (Yâ..) sureleri toplar.
Menzil-i Emr: Emir (Kul: De ki..) ile başlayan sureleri alır içine.
Menzil-i Aksam(Yeminler menzili): Yemin ile başlayan sureleri toplar (Veşşems.. Velasr gibi...).
Menzil-i Va'idde: Veyl ile başlayan surelerdir.
İbni Arabi Menzil kelimesini kullandığında Kurandaki her sure her ayet ve her kelimeyi kastediyor olabilir. Çünkü her sure bir menzile işaret ettiği gibi her ayet ve her kelimede başka menzillere işaret ediyodur.
Yine mesela Fasl-ı Menazil'in 114 adet olması akla ilk Kuran Sure sayısını getiriyor. Ama incelendiğinde bölüm başlıkları ile sureler arasında bir irtibat kurulamıyor. "İbni Arabi eserindeki pekçok muammada olduğu gibi burdada okurun ihtiyacı olan bütün anahtarı sunmaktadır. Ama bu anahtar dikkatsiz bir okurun hissetmeden geçebileceği şekilde yerleştirilmiştir."(1) İnzalin gökten yere doğru olduğu, bizim ise yerden göğe ulaşmamız gerektiği düşünülürse bu bapların dizilişine tersten bakmak gerekir. Ve burda saklanmış anahtarı keşfederiz. Her bir bâb Kurandan sıra ile Kuran'dan bir sure ile alakalıdır. Evet O bâbın içeriği de kendisine karşılık gelen sure ile alakalıdır.
Evet 270. baptan 383. baba kadar olan Faslul Menazil'i tersten tetkik ederek herbir bâbı Kuran'dan bir sure ile özdeşleştirelim. Burda ilk önce bâb numarası ve başlığını, sonra karşılık gelen sureyi, en sona da sure ile bâb başlığının alakasını göstermeye çalıştık. Bunuda gerek sureden ayet vererek gerekse ilgisini açıkca yazarak yaptık.
270.Bab: Kutbun ve iki imamın menzili...
Nas Suresi: insanların rabbi, insanların meliki, insanların ilahı..
271.Bab: Gece vakti Allah'ı zikreden ehlullah sabah vakti Allah'ı hamdeder menzili...
Felak Suresi:1.ayet: Felak(sabah)'ın rabbine sığınırım.
2.ayet: Ve karanlığı bastığı zaman gecenin şerrinden.
272.Bab: Tevhidin tenzihi Menzili.
İhlas Suresi: İhlas Suresindeki tenzihe işaret.
(Tenzih-Teşbih meselesi daha sonra izah edilecek (inş.))
273.Bab: Heva ve nefs uğruna helak olma menzili.
Tebbet Suresi: Bu surede Ebu Leheb ve karısından bahsedilir.
276.Bab: Havuz ve sırları hakkında bilgiler.
Kevser Suresi: Kevser ahirette bir havuzun ismidir.
277.Bab: Yalan ve cimrilik menzili:
Maun suresi: 1.Dini yalanlayanı gördün mü?
3.Yoksulu doyurmayada teşvik etmez.
7. Ve zekatı da men ederler.
280.Bab: Benim malım menzili..
Hümeze Suresi: 2.(Ki O) bir mal toplayan ve onu sayıp durandır.
282.Bab: Ölüyü ziyaret ve sırları hakkında bilgiler.
Tekasur Suresi: 1. ..nihayet kabirleri ziyaret ettiniz..
284. Bab: Şerefli yürüyüş yarışları menzili:
Adiyat Suresi: 1. Harıl harıl koşanlara yemin olsun.
288.Bab: İlk tilavet (okuma) menzili.
Alak Suresi: 1. yaratan rabbinin adıyla oku!(ilk inen ayet)
292.Bab: Gayb alemi ile şehadet aleminin ortaklığı menzili.
Leyl Suresi: Bu surede gece ve gündüzden bahsediyor. Açıktır ki gece Gayb alemine gündüz de şehadet alemine işarettir. Zaten bundan sonra gelen surede şems suresi ve gündüzden bahsediyor.
293.Bab: Şehadet aleminin varoluş sebebi ve gayb aleminin zuhur sebebi.
Şems Suresi:Yukarda dediğimiz gibi Gece gayb alemidir, güneş ve aydınlıkta şehadet alemidir.
1. Yemin olsunki güneşe ve aydınlığına.
3. ve onu açığa çıkardığı zaman gündüze
4. Ve onu örtüğü zaman geceye.
323.Bab: Bir müzdeleyicinin müjdelenen kişiye vediği müjde menzili.
Saf Suresi: Hz.İsa'nın Peygamberimizi müjdelediği.
6. Hani bir vakit Meryemoğlu İsa "Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben .... benden sonra gelecek ismi Ahmet olan bir peygamberi müjdeleyici olarak gelen Allah'ın Peygamberiyim" demişti.
330.Bab: Hilalden ve dolunaydan ayrı olarak Ay menzili.
Kamer Suresi: Ayın yarılmasına yemin ile başlayan sure.
Bu 383. Bab' a kadar devem edip gidiyor. İnşallah bir vakitte her bâbın ilgili sure ile olan ilişkisini yazmaya çalışacağız.
Şimdi bâbların içeriği ile sureler arasındaki ilişkiye ve bunun bize Futuhatı anlamada nasıl anahtar olacağı hadisesine gelelim.
Önce hiç bir anahtara başvurmadan okuyalım:
273.Bab: Heva ve nefs uğruna helak olma menzili hakkında bilgiler.
İbni Arabi bu babta beş nehirden yada odadan bahseder. Kendisi bu menzildeyken Kalem'in "Alemin asli nüshası" ümmül-kitaptan ilimler aldığını ve ona temas ettiği noktanın kırmızı ve sarı arası bir renkte olduğunu müşahede etmiştir. Arifler yetmişiki basamağı geçerek onlara vaad edilmiş sırlara muttali olurlar. Kalem (Akl-ı Evvel) ibni arabi'nin elinden tutarak beş odayı gezdirir. Her oda için hazineler, her hazine için kilitler, her kilit için anahtarlar vardır ve her anahtar belli sayıda çevrilmelidir. İlk odadaki ilk hazinenin üç kilidi, bu kilitlerden ilkinin üç anahtarı vardır ve bu anahtarlardan ilki dörtyüz kere çevrilmelidir. İk hazinede Helak ilmini keşfeder, ikinci hazinede Kudret ilimlerini keşfeder, üçüncü hazinede cehennemi görür. Burda yeşil bir bahçe vardır ve cehennemden çıkan bir adam bu bahçede kısa bir süre dinlenip tekrar cehennem alevleri içine girer."
Bu ifadeler ilk okunduğunda çok garip gelecek ve asla çözülemeyecek bir sır gibi duracaktır. Fakat İbni Arabi hazretleri anlamayı sağlayacak anahtarı bize yukarda vermiştir. 273.Bab Tebbet suresine karşılık gelir. Ebu Leheb ve karısının helaki anlatılır bu surede ve bâbın başlığı ile bire bir aynıdır.
Tebbet suresi beş ayettir. Yukardaki nehir veya odalar buna işarettir. Ve surenin başındaki besmeleye işaret ile başlar ibni Arabi. Arifler nazarında besmelenin ebced hesabı (cezm-i sagir) olan yetmişiki burda yetmişiki basamaklı bir merdiven olmuştur. Kırmızı ve sarı arası nokta ise besmelenin ilk harfi Ba'nın altındaki noktadır. Kırmızı ve sarı renkler batan ve doğan güneşe (sırlar ve nurlar alemi) işarettir. Beş oda yukarda da dediğimiz gibi Tebbet Suresinin beş ayetidir ve Hazret ilk ayete (odaya) giriyor. Her odadaki hazine o ayetteki kelimler, her hazinedeki kilit kelimelerin harfleri, her kilit için anahtar harflerin şekli, çevrilme sayısı ise harfin ebced değeridir. İlk odadaki (yani ilk ayetteki) ilk hazinenin (yani ilk kelimenin) üç kilidi (yani üç harfi) vardır. Burda ayetin ilk kelimesi olan TEBBET kelimesi kasdediliyor tabiki. Tebbet kelimesi üç harften oluşuyor. Te, Be, Te. İlk kilidin üç anahtarı derken Te'nin iki noktası ile asıl gövde kısmı kastediliyor (Te harfi üç hamlede çizilir. ilk olarak gövde, ikinci ve üçüncü olarak iki noktası). Dörtyüz kere çevrilmelidir derken de Te harfinin ebced hesabındaki karşılığı olan 400 sayısı kastedilmiş.
İlk hazinede ibni Arabi helak edici ilimleri keşfeder (Tebbet kelimesinde (Kurusun,kurumak demek)).
İkinci hazinede Kudret ilimlerini keşfeder. ayetteki ikinci kelime "el" manasına gelen "yeda"dır. El bilindiği gibi güç, kuvvet ve kudreti sembolize eder. Üçüncü hazinede Hazret cehennemi görür. Ayetin üçüncü kelimesi "ebu leheb (Alevin babası)"tir. Cehennemin ortasında yeşil bir bahçe vardır ve adamın biri o yeşil bahçede biraz oturup tekrar alevlerin ortasına atılır. Ebu Lehebin cehennemdeki azabı Peygamberimiz doğduğunda çok sevinerek bir köle azad ettiği için ara sıra dindirilecektir. Bu söylenenin buna işaret ettiği açıktır.
Futuhatın sadece içeriği değil yapısıda Kuran tarafından belirlenir ve İbni Arabi'nin menziller arası seferleri de Kuran ayetleri, kelimeleri, harfleri içinde bir seyr u seferdir.
Kaynak:(1) Sahilsiz Bir Umman: Muhyiddin ibni Arabi (Michel Chodkiewicz- Gelenek Yayınları)
(2) Marifet ve Hikmet (İbni Arabi-iz Yayıncılık) (Bu kitabın sonunda Futuhatın 560 bâbının başlıkları var)
Bu tipik bir oryantalist bakış açısıdır ve ibni Arabiyi anlayıp anlatmaktan fersah fersah uzaktır. Öncelikle; ibni Arabi hazretleri dikkati dağıtacak bir çok bilgi arasına bazı cümleleri gizlemiştir, bu doğrudur, fakat bu "boş" bilgilerin konudan ne kadar ayrı olduğu tartışılır. Birazdan vereceğimiz örnekler hem bizi çok şaşırtacak hemde bunun gerçekten bu oryantalist kafaların dediği gibi olmadığını gösterecektir.
İkinci olarak; İslam'ın büyük bir evliyasına "sözlerinin doğruluğuna delil diye ayet ve hadisleri gösteriyor" demek tam bir cahilliktir. İbni Arabi ve diğer büyük ulemalar bir şeyler uydurup buna ayet ve hadislerden delil aramaz. Yaptıkları şey kendi ve ümmetin kurtuluşları için ayet ve hadisten anladıklarını açıklamaktır. Fakat belki ortaya koyuş şekli belki de muhatabının -bizim örneğimizdeki gibi- kifayetsizliği onun güya kendi sözlerine delil aradığı zannını doğurur. Söylenildiği gibi iş sadece bu büyük insanların bir nevi Kuran Tefsirine dayanır başka değil. Kuran ve Hadisi yorumlamışlardır. Ayet ve hadisleri anlamaya çalışmışlar ve bir ayeti anlamak için bazen günlerce o ayeti kendilerine vird yapmışlardır. Bu Kuran ile iç içe yaşamayan bir toplum için anlaşılması güç bir şeydir aslında. Onların ahlakı Kurandır.
İbni Arabinin Fütuhatı 560 babdan müteşekkildir. Her babın bir başlığı vardır ve bablar birbiri ile hiç alakasızmış gibi görünür. Sıradan bir okuyucu için (Afifi gibi) rasgele dizilmiş konulardır. Fakat işin aslı öyle değildir. İbni Arabi'nin bazı hakikatleri açıklamaktaki kıskançlığı göze çarpar. Ama hiç bir şey oryantalislerin sandığı gibi bir bilgi yığını değildir. Herşey bir anahtardır. Hazineye giden kapıları açacak anahtar. Her kelime bir anahtardır ve o kelimenin hakikatına vukufiyet kesbedene verilir.
"Molla Camî, Ubeydullah Ahrar'a Fütuhatın bazı parçalarında çözmekten aciz kaldığı müşkillerle karşılaştığını anlatır ve bu müşkillerin en ağırlarından birini arz eder. Ubeydullah Ahrar Camî'den elindeki Fütuhat nüshasını kapatmasını ister ve mukaddime kabilinden bazı izahlar yapar. Ardından "şimdi tekrar esere dönelim" der. Camî müşkil ibareleri tekrar okuduğunda metin ona artık tamamen açık gözükmektedir."(1)
İbni Arabi hazretlerin verdiği bazı bilgilere hiç bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Mesela harflerden bahsederken verdiği birtakım sayılar, felekler ile ilgili bir takım bilgiler, evliya makamları hakkında verdiği sayılar, menzillere tekabül eden ilimler... Bu konuda genel bir araştırma yoktur. Bunların basit bilgi yığınları olduğunu düşünmek cehalettir. İbni Arabi'nin talebeleri Konevi, Konevi'nin talebesi Cendî gibi bir çok alim bu konularda herhangi bir yorum yapmamıştır. Hatta Konevi Hazretlerinin üvey babası hakkındaki tek kitabı Fükuk'tur. O da çok küçük bir şerhtir.
Fütuhat'ta konuların dizilişi ve sırası hakkında Ekberi irfandan herhangi bir yorum gelmemiştir. Acaba bu alimler ehil olmayandan bir bilgi mi saklamıştır. Yoksa gerçekten bunun önemsiz olduğunu mu düşünmüştür? Fakat İbni Arabi şöyle der: "Ne bu kitabımı ne de diğerlerini başka kitapların yazıldığı gibi yazdım. Kitaplarımı müelliflerin mutat üsulunu izleyerek telif etmedim. Bu kitabın tek bir harfi bile yoktur ki ima-yı ilahi ile yazılmamış olsun."(1) Ve yine şer'i konulardan bahsederken daha sonraya yazdığı bir babın şimdi yazdığı babdan daha önce olması gerektiğini ama bunun kendi tercihi olmadığını tamamen ilahi bir tercih olduğunu söyler. Buradan Risale-i Nur'lar gibi Fütuhat'ında sıra ile yazılmadığını (Kuran'ın nüzulu gibi) anlayabiliriz. Aynı Kuran gibi Fütuhattada birbirinden bağımsız gibi görünen bölümler aslında birbirine bağlıdır.
"Sohbet ve yazılarımızda söylediğimiz her şey Kuran ve hazinelerinden kaynaklanmaktadır." der İbni Arabi.. Fütuhatın bablarının dizilişinde acaba Kuran surelerinin dizilişinin bir etkisi varmıdır?
Fütuhatın 22.babı Menziller hakkındadır. Ve aşağıda da söylenildiği gibi Futuhat'ın 114 babtan oluşan bir bölümü de menziller hakkındadır. Burda Menzil kelimesi inzal kökü esas alınırsa "inen sureleri" temsil etmektedir. Bu bapta bahsedilen menzillerden bazıları tasavvufi ıstılahlada olmayan makamları da içerir ve bu kafa karıştırır. Ama her menzilin bir sureye işaret ettiğini düşünürsek karışıklık ortadan kalkar.
Menzil-i istihbar; bir haber(soru) ile başlayan sureleri işaret eder. (gaşiye suresi gibi).
Menzil-i Hamd: Beş alt bölümden oluşan bu menzil, Elhamdulillah ile başlayan beş sureye işarettir.
Menzil-i Rumuz: Huruf-ı Mukatta ile başlayan bütün sureleri kapsar.
Menzil-i Dua: Nida ile başlayan (Yâ..) sureleri toplar.
Menzil-i Emr: Emir (Kul: De ki..) ile başlayan sureleri alır içine.
Menzil-i Aksam(Yeminler menzili): Yemin ile başlayan sureleri toplar (Veşşems.. Velasr gibi...).
Menzil-i Va'idde: Veyl ile başlayan surelerdir.
İbni Arabi Menzil kelimesini kullandığında Kurandaki her sure her ayet ve her kelimeyi kastediyor olabilir. Çünkü her sure bir menzile işaret ettiği gibi her ayet ve her kelimede başka menzillere işaret ediyodur.
Yine mesela Fasl-ı Menazil'in 114 adet olması akla ilk Kuran Sure sayısını getiriyor. Ama incelendiğinde bölüm başlıkları ile sureler arasında bir irtibat kurulamıyor. "İbni Arabi eserindeki pekçok muammada olduğu gibi burdada okurun ihtiyacı olan bütün anahtarı sunmaktadır. Ama bu anahtar dikkatsiz bir okurun hissetmeden geçebileceği şekilde yerleştirilmiştir."(1) İnzalin gökten yere doğru olduğu, bizim ise yerden göğe ulaşmamız gerektiği düşünülürse bu bapların dizilişine tersten bakmak gerekir. Ve burda saklanmış anahtarı keşfederiz. Her bir bâb Kurandan sıra ile Kuran'dan bir sure ile alakalıdır. Evet O bâbın içeriği de kendisine karşılık gelen sure ile alakalıdır.
Evet 270. baptan 383. baba kadar olan Faslul Menazil'i tersten tetkik ederek herbir bâbı Kuran'dan bir sure ile özdeşleştirelim. Burda ilk önce bâb numarası ve başlığını, sonra karşılık gelen sureyi, en sona da sure ile bâb başlığının alakasını göstermeye çalıştık. Bunuda gerek sureden ayet vererek gerekse ilgisini açıkca yazarak yaptık.
270.Bab: Kutbun ve iki imamın menzili...
Nas Suresi: insanların rabbi, insanların meliki, insanların ilahı..
271.Bab: Gece vakti Allah'ı zikreden ehlullah sabah vakti Allah'ı hamdeder menzili...
Felak Suresi:1.ayet: Felak(sabah)'ın rabbine sığınırım.
2.ayet: Ve karanlığı bastığı zaman gecenin şerrinden.
272.Bab: Tevhidin tenzihi Menzili.
İhlas Suresi: İhlas Suresindeki tenzihe işaret.
(Tenzih-Teşbih meselesi daha sonra izah edilecek (inş.))
273.Bab: Heva ve nefs uğruna helak olma menzili.
Tebbet Suresi: Bu surede Ebu Leheb ve karısından bahsedilir.
276.Bab: Havuz ve sırları hakkında bilgiler.
Kevser Suresi: Kevser ahirette bir havuzun ismidir.
277.Bab: Yalan ve cimrilik menzili:
Maun suresi: 1.Dini yalanlayanı gördün mü?
3.Yoksulu doyurmayada teşvik etmez.
7. Ve zekatı da men ederler.
280.Bab: Benim malım menzili..
Hümeze Suresi: 2.(Ki O) bir mal toplayan ve onu sayıp durandır.
282.Bab: Ölüyü ziyaret ve sırları hakkında bilgiler.
Tekasur Suresi: 1. ..nihayet kabirleri ziyaret ettiniz..
284. Bab: Şerefli yürüyüş yarışları menzili:
Adiyat Suresi: 1. Harıl harıl koşanlara yemin olsun.
288.Bab: İlk tilavet (okuma) menzili.
Alak Suresi: 1. yaratan rabbinin adıyla oku!(ilk inen ayet)
292.Bab: Gayb alemi ile şehadet aleminin ortaklığı menzili.
Leyl Suresi: Bu surede gece ve gündüzden bahsediyor. Açıktır ki gece Gayb alemine gündüz de şehadet alemine işarettir. Zaten bundan sonra gelen surede şems suresi ve gündüzden bahsediyor.
293.Bab: Şehadet aleminin varoluş sebebi ve gayb aleminin zuhur sebebi.
Şems Suresi:Yukarda dediğimiz gibi Gece gayb alemidir, güneş ve aydınlıkta şehadet alemidir.
1. Yemin olsunki güneşe ve aydınlığına.
3. ve onu açığa çıkardığı zaman gündüze
4. Ve onu örtüğü zaman geceye.
323.Bab: Bir müzdeleyicinin müjdelenen kişiye vediği müjde menzili.
Saf Suresi: Hz.İsa'nın Peygamberimizi müjdelediği.
6. Hani bir vakit Meryemoğlu İsa "Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben .... benden sonra gelecek ismi Ahmet olan bir peygamberi müjdeleyici olarak gelen Allah'ın Peygamberiyim" demişti.
330.Bab: Hilalden ve dolunaydan ayrı olarak Ay menzili.
Kamer Suresi: Ayın yarılmasına yemin ile başlayan sure.
Bu 383. Bab' a kadar devem edip gidiyor. İnşallah bir vakitte her bâbın ilgili sure ile olan ilişkisini yazmaya çalışacağız.
Şimdi bâbların içeriği ile sureler arasındaki ilişkiye ve bunun bize Futuhatı anlamada nasıl anahtar olacağı hadisesine gelelim.
Önce hiç bir anahtara başvurmadan okuyalım:
273.Bab: Heva ve nefs uğruna helak olma menzili hakkında bilgiler.
İbni Arabi bu babta beş nehirden yada odadan bahseder. Kendisi bu menzildeyken Kalem'in "Alemin asli nüshası" ümmül-kitaptan ilimler aldığını ve ona temas ettiği noktanın kırmızı ve sarı arası bir renkte olduğunu müşahede etmiştir. Arifler yetmişiki basamağı geçerek onlara vaad edilmiş sırlara muttali olurlar. Kalem (Akl-ı Evvel) ibni arabi'nin elinden tutarak beş odayı gezdirir. Her oda için hazineler, her hazine için kilitler, her kilit için anahtarlar vardır ve her anahtar belli sayıda çevrilmelidir. İlk odadaki ilk hazinenin üç kilidi, bu kilitlerden ilkinin üç anahtarı vardır ve bu anahtarlardan ilki dörtyüz kere çevrilmelidir. İk hazinede Helak ilmini keşfeder, ikinci hazinede Kudret ilimlerini keşfeder, üçüncü hazinede cehennemi görür. Burda yeşil bir bahçe vardır ve cehennemden çıkan bir adam bu bahçede kısa bir süre dinlenip tekrar cehennem alevleri içine girer."
Bu ifadeler ilk okunduğunda çok garip gelecek ve asla çözülemeyecek bir sır gibi duracaktır. Fakat İbni Arabi hazretleri anlamayı sağlayacak anahtarı bize yukarda vermiştir. 273.Bab Tebbet suresine karşılık gelir. Ebu Leheb ve karısının helaki anlatılır bu surede ve bâbın başlığı ile bire bir aynıdır.
Tebbet suresi beş ayettir. Yukardaki nehir veya odalar buna işarettir. Ve surenin başındaki besmeleye işaret ile başlar ibni Arabi. Arifler nazarında besmelenin ebced hesabı (cezm-i sagir) olan yetmişiki burda yetmişiki basamaklı bir merdiven olmuştur. Kırmızı ve sarı arası nokta ise besmelenin ilk harfi Ba'nın altındaki noktadır. Kırmızı ve sarı renkler batan ve doğan güneşe (sırlar ve nurlar alemi) işarettir. Beş oda yukarda da dediğimiz gibi Tebbet Suresinin beş ayetidir ve Hazret ilk ayete (odaya) giriyor. Her odadaki hazine o ayetteki kelimler, her hazinedeki kilit kelimelerin harfleri, her kilit için anahtar harflerin şekli, çevrilme sayısı ise harfin ebced değeridir. İlk odadaki (yani ilk ayetteki) ilk hazinenin (yani ilk kelimenin) üç kilidi (yani üç harfi) vardır. Burda ayetin ilk kelimesi olan TEBBET kelimesi kasdediliyor tabiki. Tebbet kelimesi üç harften oluşuyor. Te, Be, Te. İlk kilidin üç anahtarı derken Te'nin iki noktası ile asıl gövde kısmı kastediliyor (Te harfi üç hamlede çizilir. ilk olarak gövde, ikinci ve üçüncü olarak iki noktası). Dörtyüz kere çevrilmelidir derken de Te harfinin ebced hesabındaki karşılığı olan 400 sayısı kastedilmiş.
İlk hazinede ibni Arabi helak edici ilimleri keşfeder (Tebbet kelimesinde (Kurusun,kurumak demek)).
İkinci hazinede Kudret ilimlerini keşfeder. ayetteki ikinci kelime "el" manasına gelen "yeda"dır. El bilindiği gibi güç, kuvvet ve kudreti sembolize eder. Üçüncü hazinede Hazret cehennemi görür. Ayetin üçüncü kelimesi "ebu leheb (Alevin babası)"tir. Cehennemin ortasında yeşil bir bahçe vardır ve adamın biri o yeşil bahçede biraz oturup tekrar alevlerin ortasına atılır. Ebu Lehebin cehennemdeki azabı Peygamberimiz doğduğunda çok sevinerek bir köle azad ettiği için ara sıra dindirilecektir. Bu söylenenin buna işaret ettiği açıktır.
Futuhatın sadece içeriği değil yapısıda Kuran tarafından belirlenir ve İbni Arabi'nin menziller arası seferleri de Kuran ayetleri, kelimeleri, harfleri içinde bir seyr u seferdir.
Kaynak:(1) Sahilsiz Bir Umman: Muhyiddin ibni Arabi (Michel Chodkiewicz- Gelenek Yayınları)
(2) Marifet ve Hikmet (İbni Arabi-iz Yayıncılık) (Bu kitabın sonunda Futuhatın 560 bâbının başlıkları var)
Yorum yaz!:: Arkadaşına Gönder!
Yazan: arabi Konu: m.arabi hakkında Tarih: 2006-06-17 10:51:07 Merhaba,
Biz M.Arabi takipçileri olarak bir grup kurduk. Kendi içimizde onu anlamaya ve kavramaya çalışmaktayız. Bu arada Fütuhat okumalarına başlamak üzereyiz. Sizleri de aramızda görmek isteriz.
Grub adresimiz:http://groups.yahoo.com/group/muhyiddinel-arabi/
Saygılarımla
Bağlantı
Yazan: isimsiz Konu: .... Tarih: 2006-05-20 21:35:40 teşekkürler
www.ihwanforum.org
Bağlantı
Yazan: beniadem Konu: koku Tarih: 2006-02-25 23:31:23
Mutfaktan çıkmış odama doğru yürürken televizyondan gelen seslere takıldım.Haberlerde bir şeyh'in verdiği fetva...
Olaya maruz kaldığım iki üç saniye zarfında verdiğim hüküm,o şeyh'in sahte olduğuydu.Hemen akabinde böyle bir hükme o kadar sebeb ile varılıp varılamayacağını anlamaya koydum kendimi.Kararım,en azından ben vardım oldu...Sanki uzaktan gelen bir kokuyu algılıyormuşcasına tepki verdiğimi anladım.O şeyh'i hiç görmemiştim, onun sohbetinde hiç bulunmamıştım ama,öyle bir imaj oldu ben de kendisi.Mevlana efendimiz yahut Arabi Hazretleri gibi zatlar da kokular yayar; zamanı ve mekanı aşan...Hem de mis gibi kokular.Öyle kokulardırki bunlar,neresiyle alıcağını şaşırır insan.İnsanlara böyle zatlara dil uzatmayı hak gösteren bundan başka nedirki.'bizi tanımıyan eserlerimizi okumasın' demekle neyi kastediyor olabilir Arabi hazretleri vesselam.
Düzenleyen beniadem gün: 26/2/2006 saat: 12:15
Bağlantı
Yazan: gaznelimahmut Konu: Başlıksız Yorum Tarih: 2006-01-12 11:08:39 allah razi olsun
Bağlantı
Yazan: munteha Konu: Başlıksız Yorum Tarih: 2006-01-04 01:49:50 Biz çöl bedevilerine sahilsiz ummandan bahsedilmesi bile serinlik veriyor...
Bağlantı