Hangi Adem?

"Bir kimsenin rüyasında gördüğü gibi, Allah bana yüzlerini tanımadığım bir gurup insanla birlikte kendimi Kabe'yi tavaf ederken gösterdi. İlk mısraını hatırlamadığım bir şiiri ezberden okuyorlardı.

"Yıllarca sen tavaf ettik.e biz tavaf ettik bu evin etrafını hep birlikte her birimiz"

Bu insanlardan birisi tanımadığım bi isimle kendini tanıtıp bana : " Ben senin soyundan atalarından biriyim" dedi. "Öleli kaçyıl oldu" diye sordum. "40 bin yıldan çok daha uzun bir süre" dedi. "Ama" dedim, " Adem (a.s) bu kadar yıl önce yaşamıyordu." Şöyle dedi: " Hangi Adem'den bahsediyorsun? Sana yakın olandan mı yoksa diğerlerinden mi" O zaman Peygamber(s.a.v.)' in şu hadisini hatırladım:"Allah yüzbin Adem yaratmıştır"...

Şeyh-i Ekber Muhyiddin ibni Arabi' nin Fütuhat isimli kitabında böyle bir pasaj var. Şeyhin belirttiği gibi bu konuşmalar Misal Aleminde vuku buluyor. Yoruma muhtaç olduğu kesin. Hadisin sıhhatini de bilmiyorum. (ibni Arabi iyi muhaddis olduğunu hatırlatalım)

Hinduizmdeki kozmik devirler öğretisine göre "bu dünya"'nın tam tekamülünü içeren bir "Kalpa" (en büyük devir.Kainatından yaratılışından Kıyamete kadar olan süre. Tabi bizim kainatımızın ve bizim kıyametimizin.) iki yedili "Manvantara" dan oluşur..Hindu geleneğinde zaman daireseldir.. (modern dünyanınki çizgisel,bize göre islamda ise helezoniktir). Zaman bir tekerleğe benzetilir. Ve her bir tam dönüş bir manvantaradır. Her Manvantara dört çağa (Yuga) ayrılır. Ve bu çağlarda bir iniş, bir düşüş sözkonusudur. Yani en mükemmel çağ ilk çağ en kötü çağ ise son çağdır. Kreta-Yuga denilen ilk çağ (Romalıların Altın Çağ dedikleri) manevi açıdan en mükemmel çağdır. Şamanistlerin ve bir çok dinsel içerikli metinlerin de dediği gibi o çağda insanlar göğe çıkabiliyorlardı. Yani Allah ile irtibatları tam idi. Diğer çağlarda tam bir "iniş" vardır. Bu "iniş" ile modern düşüncenin "ilerleme" mefhumuna dikkat çekelim. Modern düşünce bunun tam tersini ileri sürer. Eski Çağlar ilkeldir ve Darwin'e göre hayvansıdır. Zamanda ileriye doğru sürekli bir mükemmelleşme vardır. (islam'da da buna benzer bir tekamül nazariyesi vardır ama tamamen farklı.) Bütün dinler bir "bozulma"'dan bir "düşüş"'ten bahsederken modern düşünce bir ilerleyişten bahsediyor. Burda modern düşüncenin herzaman gördüğümüz bir yanını görüyoruz. Hakikatları tersyüz etme. Darwin, Marx ve Freud (üçüde yahudidir) ile zirveye ulaşan ilerleme düşüncesi bu çağın manevi boşluğunu örtmek gizlemek için uydurulmuş bir saçmalıktır. Herşeyi mecraından sapıtmada ve tersyüz etmede usta olan yahudi aklının bir safsatasıdır. Bu safsata perdesi öyle ustaca örülüp insanların gözüne çekilmiştir ki doğumdan ölümüne her insanın hayatı bu fikirler cenderesinde devam edip gider. Her türlü baskı aleti ile artık modern insanın kendine ait bir zihni bir aklı bir kalbi kalmamıştır. Artık zihin,kalp ve akıl bir "matrix"'in içine hapsolmuştur. Programcıları Marx, Freud,Descartes,Comte ve Darwin olan bir programın içindedir insan artık. Evet insan artık maddeden başka bir şey düşünemiyor madde ile yatıyor madde ile kalkıyor made solukluyor; eskiyi bir ilkellik gerilik görüyor bazı manevi olaylarıda psişik hasielere indirgiyor.Yada Bergson'un maneviyatçı materyalizmine kendisini kaptırıyor.

Evet Bergson tam bir yahudi aklı ile insanları materyalizmin memnun etmediğinin farkına varıp maneviyatı nasıl maddeleştireceğini düşünüp kafa patlattıktan sonra Spirutualizm saçmalığını üfürdü.

Biz yukarda saydıklarımız gibi bazı şahısların aslında bir gurubun sözcüsü olarak konuştuklarını ve yazdıklarını düşünüyoruz. Evet tarihi yönlendirmeye azmetmiş bir "gizli" güruh belli bazı idealist ve hırslı insanları seçip bir çok kişi tarafından ortaklaşa üretilen bazı bilgi ve icatları onların diliyle halka açıklamıştır. Ne darwin ne bergson ne de bir başkası tamamen kendine ait olan şeyler söylemiyorlar. Bunlar gizli bir güruhtan emir ile ve onların teşviki ve yardımı ile icatlar üretiyorlar.Hatta bazılarının hiç bir katkısı bile olmuyor sadece sözcülük yapıyor.

Ruhu bile maddi bir bakış açısıyla anlatan kimseler ne derece GAYB'i anlayabilir. Gayb nedir? Görebileceğimiz,düşünebileceğimiz, hissedebileceğimiz herşeyin ötesidir.

Manvantara'nın dört çağı Kreta-yuga, Treta-yuga, Dwapara-yuga ve Kali-yuga'dır. Süre olarak bunlar: Bir manvantarayı 10 kabul edersek 4-3-2-1 olarak dağılır. Hiç birinin kesin bir bitiş ve başlangıç tarihi yoktur. Ve ilham edilmemiş hiç bir kalp bunu bilemez. Bu romalıların altın, gümüş, tunç, demir çağına tekabül eder. Son çağ kaliyuganın -ki karanlık çağda derler ve bazılarına göre 6480 sene bazılarına görede 2500 senedir- son zamanlarını yaşadığımıza inanılır.



Acaba her manvantara başında farklı bir Adem mi geldi?

Adem sözcüğünün anlamlarından biri "KIRMIZI"dır. İbranice'deki "Topraktan olma" anlamına gelen "adamoh", "Kan" anlamına gelen "dam", "Kırmızı varlık" anlamına gelen "adam" sözcüklerinden birinden türemiştir. Ayrıca Latincede toprak manasına gelen "humus" ile insan manasına gelen "homo" yada "humunus" arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. Adem'e kanının renginden dolayı kırmızı varlık denildiğide söylenir.

İncil'de geçen Edom sözcüğüde ilgi çekicidir.Edom ile Adem arasında sadece sesli harflerde bir farklılık var. Edom "kızıl" demektir ve gerçekte diğer manvantaralardaki beşer ırkına tekabül eder.

Farsçada da Adem manasına gelen kelime Keyumers'dir. Süryanice de Adem toprak manasına gelir.

Atlantis - tufan - piramitler - İdris (Hermes yada Toth) Cin (gizlenmiş, saklanmış olan ) - İns (meydanda olan)

Yorum Yaz